26 Eylül 2017 Salı

Binbir Gece Masallarının Sihri

Efe Elmas, Binbir Gece Masallarının Sihri'nin doğuş hikayesini yazdı... Keyifli okumalar


"Elinde meşale gölgelerden çıkagelince, karanlıklar aydınlığa
dönüşmüş; saçtığı ışık şafağı söndürmüş adeta; güneşler onun ışığını yansıtmış; ay gözlerinin gülüşünü...
Sırlarının tülleri yırtılınca; yaratıklar baygın, ayaklarına serilmişler. Tatlı bakışının yoğun ışığı karşısında tutkulu gözyaşları kirpikleri ıslatmış." (Binbir gece masallarından bir şiir)
Bambaşkadır Binbir Gece masalları.... Bu dizeler Şehrazad'ı hatırlatır bana. Onunla tanışmamız yıllar öncesine dayanıyor.... 

Yıllar önce, 2014 yılının Kasım ayında rüyama bir altın bülbül girdi. Öyle güzel şakıdı öyle güzel şakıdı ki beni büyüledi... Tüyleri pullu pulluydu, renkleri muhteşemdi. Çok etkilendim renginden, tüylerinden ve sesinden. Uyandığımda altın bülbül sanki hala yanımda şakıyordu. Daha derinine dalmalıyım bu altın bülbülün dedim ve şamanik yolculuk yaptım. 
20 Kasım günü, yolculuğumda nagualimin rehberliğinde örümcek ağlarını geçerek muazzam bir odaya girdim. Çember şeklinde bir odaydı, ahştaptandı yatak, tüller ve ruha işleyen, huzur veren, dinginleştiren, ehlileştiren bir koku beni sardı. Çok otantikti... Değerli taşlarla süslemeli bir sandık vardı odanın köşesinde, diğer köşesinde ise süslü bir boy aynası. Ve ahşap yatak üzerinde esmer bir kadın bana bakıyordu. Saçları örgü şeklindeydi ve üzerinde eski arap giysileri vardı. Gülümsedi, gözleri parladı. Ve tek isim yankılandı kafamda "Şehrazad"... Şehrazad eliyle eski aynayı işaret etti ve derin sesiyle "Sana bir hikaye anlatmamı ister misin?" diye sordu. Evet diye yanıtladığım anda bir yolculukta buldum kendimi...
Şamanik yolculuktan çıkarken Şehrazad oradaydı ve sadece fısıldadı "Sakın beni unutma" diye...
Elbette unuttum onu...  Ara ara aklıma geldi ama aklımda yoktu, halbuki tüm masal yolculuğunun her anında benleymiş. Ama iyi ki not etmişim yolculuklarımı ve rüyalarımı. (Bakınız; Yazmanın önemi)
Ve aynı yolculukta altın bülbül "kalbinin şarkısını duymayı öğretmeye geldim" diye cevap vermiş bana. (Bülbül imgesi için bakınız: https://www.facebook.com/kadimlisan/posts/380852805627150 )
Yıllar sonra geçmişe dönüp baktığımda, notlarımı okuduğumda anladım bu yolculuğun anlamını; Şehrazad bana masalların kapısını açmış, masalların gizemini ve sırlarını paylaşmıştı, bu uzun yolculukta rehberlik edecekti. Çünkü 27 Kasım 2014 yılında Arya bebek doğacaktı, kalbimi açacak ve yeni bir dönemin başladığının müjdesini verecekti ve o akşam Arya bebeğin doğduğu akşam, Sıla Topçam ilk masal akşamını yapacak ve ben ilk masalımı dinlemiş olacaktım. Yolculuktan 7 gün sonra...
Şehrazad Sıla'nın herkese açık bir yerde ilk masal akşamında masalını anlattığını sırada ona masalı fısıldarken bana da masalın gizemlerini fısıldıyordu. Ve o masal akşamını hiç unutmadık.
2015 yılına kadar masallar ve masalların yorumlanmasıyla ilgili Sıla ile sohbetlerimiz devam etti. Ben Sıla'dan masallar dinledim, yeni ve derin masallar, o benden yorumları, arketipleri, simgeleri dinledi. 2015 yılı bu konuşmalar sonucu "Masal ve Arketip" atölyemizin başladığı yıldı. 
Ve Şifalı Masallar doğdu, Kabilenin Yolculuğu masal kampı doğdu ve 2017 yılında, bundan aylar öncesinde, Sıla Topçam'ın eline eskaza ama kesinlikle tesadüf olmayacak şekilde Binbir gece masalları düştü. Bir masalcının eline bir masal düşerse ne olur; tabi ki masallar yaşam bulur...
Öyle olunca Sıla ile başladık Binbir gece üzerine konuşmaya. Daha önceden okumuştum biraz, Sıla'da okumuştu. Ama bir daha okumaya başladık. Üzerine konuştuk, tartıştık... Ve dedim ki Sıla'ya "Bence anlatmalısın." Sıla, "Nasıl anlatayım, bu klasik masallar gibi değil" diye biraz geri çekildi anlatmaktan. Batılıların tekniğiyle değil, farklı bir teknikle, Binbir gecenin ruhuyla bağ kurarak anlatabilirsin, o tekniği bul diye yanıtladım.
Ve Sıla düşündü, sesli okudu, bağ kurdu ve buldu nasıl anlatacağını...
Böylece Şehrazad kendini hatırlattı bize, yıllar önce "beni unutma" demesi bundandı, onun sesi olacaktık hazır olduğumuzda. 
Şimdiden geçmişe bakınca kaderin örülen ağlarını görmek muhteşem. Yolculuğumdaki örümcek ağları, kaderin ağlarıydı, niyetlerimizin neleri öreceğini, ilmek ilmek masalların ve imgelerin bizi nasıl değiştireceğinin habercisiydi. Şamanın kozmik aleminde ve masal diyarında zaman lineer değil, döngüseldir.... Bir yolculuk veya bir masal zamana ekilmiş bir tohumdur, filizlenir ve mesajını getirir, fısıldar zamanın ötesinden duymaya açık kulaklara. Ve yine yeniliğin habercisi olarak o döngüsel zamanda bulduk kendimizi.
Şehrazad tekrar imgelerimizde yer aldı ve Binbir Gece Masallarının Sihrinin ilk denemesini Temmuz'da yaptık. Artık hazırdık. Sıla, Binbir gece masallarını anlatmaya devam etti, ben yorumlamaya. Ama şimdi aylardır plandığımız özel atölyeyi paylaşmaya niyetlendik bu perşembe günü. Çok heyecanlıyız. 
Bu perşembe biliyorum ki Şehrazad da bizimle olacak, masallarıyla, bilgeliğiyle ve sihriyle... Yine fısıldayacak gönüllerimize.


Gönlü çağıran dostları bekleriz... O benim de, Sıla'nın da yıllar önce geçtiği sihirli kapıdan geçeceğiz 28 Eylül akşamı.
Efe Elmas

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Binbir Gece Masallarının Sihri

Efe Elmas, Binbir Gece Masallarının Sihri'nin doğuş hikayesini yazdı... Keyifli okumalar "Elinde meşale gölgelerden çıkageli...