31 Temmuz 2016 Pazar

Datça'da Biyografik Hikaye Anlatımı Kampı



Canım Seiba'nın organize ettiği ve Sue Hollingsworth'un eğitmenliğini yaptığı "Biyografik Hikaye Anlatımı" kampına katılma şansına sahip oldum.
Sue, sık sık Mevlana'nın bu dizelerini hatırlattı bize. İnsan olmanın nasıl bir şey olduğunu unutmamamız için.

13 Temmuz 2016 Çarşamba

Bir Yaratıcılık Tıkayıcı Olarak : Acıya Saplanmak

Aklımda bir proje var ya da yapmak istediğim bir şey. Yazı yazmak, resim yapmak, örgü örmek, uzun zamandır tarifi buzdolabına yapışmış bir yemek, meditasyon yapmak, tezimi yazmak (burada yazar konuya yavaş yavaş girmektedir) yaratıcı bir şeyler yani... Her şey hazır, evde kimse yok, ortam hazır, malzemelerim var,  tam başlayacağım "dur bir çay koyayım" ya da "bir arkadaşımı arayayım". Onu da yaptım, sonra biraz başlar ama devamını getiremem. İş o kadar kolay değil. Kendime acımaya başlarım, ben zaten yapamazdım, neden başladım ki. Sonra aklıma eski hüsranlarım gelir. Sonra her şeyi bırakıp koltuğa oturup uzun uzun kendime acımaya, kızmaya başlarım. Zaten yaptığım bir işin devamını getiremiyorum, zaten hiç kimse beni beğenmiyor, zaten 5. sınıftaki öğretmenim de  resmimi panoya asmamıştı, okulda şöyle yaptılar, evde böyle yaptılar, ah ne çok acı çektim.... Konu neydi? Neden kendime bunu yapıyorum? Neden yaratıcılıktan bu kadar korkuyorum. Bunu sormak ve peşinden gitmek gerekiyor. Neyse ki bu aralar "derine daha derine" indiğim dönemlerimdeyim de peşinden gidebiliyorum, korkusuzca. Sonra "tamam" diyorum evet, olan oldu. Sebebi de olmayabilir. Başla, sadece başla. Sadece otur başına ya da kalk ayağa. Bir müzik açıp dans etmekle başla ya da sadece rüzgara karşı oturmakla. Sadece başla ve devamı gelir. Sadece başla, devamı gelen şeylere sen de inanamayacaksın. 
Julia Cameron'un Sanatçının Yolu kitabını okuyor ve uyguluyorum bu aralar, 7. haftadayım. 12 haftalık bir program ve her hafta verdiği görevleri yapıyorum, tam bir görev insanı olduğum için bu beni çok tatmin ediyor. Her sabah da sabah sayfalarını yapıyorum. Orada sorgulamamızı beklediği bir şey de yaratıcılığımızı tıkayan nedenlerdi. Yaratıcılığımızı tahmin ettiğimizden çok farklı nedenlerle tıkıyoruz bunu hem kendim de hem de bu zamana kadar oyunculuk çalışması yaptırdığım öğrencilerimde gördüm. Akacak, gidecek müthiş bir yol var, ortaya çıkacak güzel bir eser ama bazı davranış ve düşünüş kalıplarımız bizi esir ediyor. Tıkanık yaratıcılık da çok daha farklı, bizi ve çevremizi acıtacak şekilde dışarı atılıyor. 
Kendinize ve yaratıcılığınıza giden yolda size rehberlik edecek bu kitabı sevgiyle tavsiye ediyorum.

10 Temmuz 2016 Pazar

Düş Zamanı Masalcısı Şimdilerde Ne Yapıyor?

Uzun zamandır blogumla ilgilenmiyorum, belki de kendimle bu kadar çok ilgilendiğim içindir. Yeni bir eve taşındım, kızım ve ben olacağız artık bu yeni evde. Yeni bir hayata başlarken geçmişten getirdiğim pek çok alışkanlığı ve davranış kalıplarını yıkmaya başladığımı görüyorum, uzaktan bir gözlemci gibi değil, daha çok ateşin tam ortasında olmak gibi.
Buraya yazmadığım dönemde çok şey oldu ama bunlardan en önemlisi ve en güzeli Seiba Uluslararası Hikaye Anlatıcılığı Merkezi'nde eğitime başlamamdı. Nazlı Çevik, Ayşe Senem Donatan  ve Şeyda Çevik'in kurduğu bu muhteşem okulda iki yıl boyunca "Anlatıcının Yolu" eğitiminde olacağım.  Ocak ayında başladık çalışmalara İstanbul'a bu kadar sık gidip gelmem de bu yüzdendi. İnsan bu kadar sık yolculuk yaptığında hayatında bir çok şey değişiyor. Olduğumuz yerde sıkışıp kaldığımızda düşüncelerimiz de kalıplaşıyor. Her yeni insani er farklı deneyim bizi prangalarımızdan kurtarıyor. İstanbul'a gittiğim dönemde masal akşamları da düzenledik. Altkat Sanat'da ve Beyoğlu Kültür Sanat Merkezi'nde masal anlattım. İzmir dışında olmak bana çok iyi geldi sonra bir ara da Adana'ya gittim. Adana Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde masal anlattım. Bu sayede hayallerime biraz daha yaklaşmış oldum, gezerek masal anlatmak.
İstanbul'da her ay farklı bir hocadan eğitim aldık ve her biri de bende ayrı ayrı kapılar açtı. Onları da yazmak, paylaşmak istiyorum.
Bu süreçte çok farklı bir anlatım deneyimini de sevgili hocam Gürol Tonbul'un sanat yönetmenliğini yaptığı "Handa Masallar" da yaşadım. Kemeraltı'nın tarihi Abacıoğlu Han'ında masal anlattım. Daha önce bir çok kez anlattığım masalları mekana, atmosfere uyarlama çalışması yaptık hocamla ve açık havada, o atmosferde kendimi tamamen o ana bırakarak masal anlatmak müthiş bir deneyimdi.
Bir yandan da Efe Elmas ile birlikte "Şifalı Masallar" ve "Masal ve Arketip" çalışmalarımız devam ediyor. Farklı insanlar, farklı mekanlar ama aynı duygular. Bu çalışmalar bizde de katılanlarda da çok önemli farkındalıklar oluşturuyor.  Zor zamanların atlatılması için güç veriyor.
15 Temmuzda ise Datça'ya gideceğim. Seiba'nın bir güzel etkinliği daha,  "Biyografik Hikaye Anlatımı; İnsan Olmak : Gerçek Hayat Hikayeleri Anlatmak" kendimle böylesine ilgilendiğim bir dönemde bu atölye bana çok iyi gelecek, hissediyorum. Ardından da "Üç Badem Masal Festivali" var 22 - 24 Temmuz'da orada da masal anlatacağım.   Seiba'nın facebook sayfasından ayrıntılara ulaşabilirsiniz.
Şimdilik haberler bu kadar. Ama yazmak istediğim pek çok şey var, farkettiğim paylaşmak istediğim. Belki ilham olur, belki bir kişinin bir şeyleri farketmesine adım olur. Belki de benim duygularımı anlamama daha çok yardımcı olur.  Sevgiyle



Kalbi Kırık Hüsniye

         Kalbi Kırık Hüsniye, güvendiği dağlara kar yağan kişidir. Kişi, Kalbi Kırık Hüsniye durumuna geçtiğinde göğsünün ortasın...