Şu anda Bursa'ya doğru yoldayım,
emekçi kadınlara masal anlatmaya gidiyorum. Bir çok yerde bir çok
gruba masallar anlattım ancak sadece kadınların olduğu yerlerde
masal anlatmak daha bir iyi geliyor bana. Biz kadınlar
okuduklarımızdan da çok şey öğreniyoruz ama genelde hikayeler
ile öğrendiklerimiz bizde kalıcı iz bırakıyor, en azından şu
zamana kadar bunu gözlemledim. Başta kendimde...
7 Mart 2017 Salı
21 Ocak 2017 Cumartesi
Geçersiz Kimlik
![]() |
| Yüzümün Kalıbı |
Her ayın ikinci hafta sonu Seiba
eğitimleri için İstanbul'dayım. İstanbul'a gitmeye alıştım
artık. Orada yaşamanın nasıl bir şey olduğunu pek bilmiyorum
ama gezmek güzel. En güzel kısmı da İzmir'e dönmek. Genellikle
toplu taşıma kullanan biri olarak iki şehirde de yanımda
kartlarımı taşıyorum. Onları özene bezene aldığım kırmızı
plastik kaba koyuyorum. Şehir değiştirdikçe de birini çıkarıp
diğerini takıyorum. Bu ay geri döndüğümün ertesi gün provamız
vardı. Arkadaşımla aynı otobüsü denk getirme çalışmalarımız
sonuç verdi ve ben otobüse bindim. Yeni döndüğüm için kartımı
değiştirmiştim yalnız bakiyem yeterli mi yetersiz mi pek de emin
değildim. Ben cihaza kartımı gösterdim “Geçeriz kart” dedi
aslında tam olarak öyle demedi. İki kelimeydi söylediği şey ama "bu kartınız pek bir işe yaramıyor" anlamında bir
şeyler dedi cihaz. Ben inanamadım. Çünkü kartımı yeni
değiştirmiştim üstelik de öğrenci kartımdı. -Halen yüksek
lisans yapmanın faydaları. -Kartı bir daha gösterdim yine aynı
tepki. İnsanlar arkamda biriktiler. Yana çekildim. Her geçen
kişinin arkasından kartımı gösteriyorum. Çıkarıp
gösteriyorum, ters çeviriyorum. Yine olmuyor yine olmuyor. Bu arada
canım arkadaşım da bana sesleniyormuş benim kartımı kullan diye
ama ben hiç kimseyi görmüyorum sadece beynimde bu nasıl artık
geçersiz olabilir sorusu var. Şöför bana “kart sizin değil mi”
diye sordu. Ben ısrarla benim olduğunu söylüyorum en sonunda
vazgeçtim ve arkaya doğru ilerleyip arkadaşımın kartını aldım.
Her şey bitip de oturduğumda beynim durmuş gibiydi. Neden bu kadar
panik yaptığımı bir türlü anlayamadım. Biraz sakinleşince
birden aklıma eski kartımı çıkarmış olduğum yeni kartımın
ise çantamda olduğu geldi. Bu kart aynı zamanda benim üzerinde
fotoğrafım da olan kimliğimdi.
1 Ocak 2017 Pazar
"Ravan" ve "Oyuncu Anlatıcılık" Üzerine
Masal anlatmaya yeni başladığım zamanlardı. Kitap kulübümüzde Kurtlarla Koşan Kadınları okuyorduk ve ben de o zaman "La Loba"yı anlatacaktım. Daha sonra defalarca anlatacağım ve hayatımda çok özel bir yeri olan o masalı. Yılların getirmiş olduğu alışkanlıkla masalı ezberlemeye çalıştım ama o kadar olmadı ki... Anlatmaya çalıştım, anlatamadım. Aklımda sürekli kelimeler, bir yapmacık haller. Masaldaki cümleler benim değildi ve bu bana daha önce hiç olmadığı kadar kötü gelmişti. Sonrasında aklımda kalanları yazdım ve kendi tanımlamalarımı buldum. Aslında ilk anlatışımda onların da bir kısmı ezberimdeydi. O gün sezgisel olarak, masal çalışmanın bir oyun çalışmaktan daha farklı olduğunu anladım. O zamanlar, izlenimlerim ve deneyimlerim oyunculuk ve masal anlatıcılığının tamamen iki farklı disiplin olduğu yönündeydi. Bu noktada ise, daha çok keyif aldığım kendimi daha iyi ifade ettiğimi düşündüğüm için "oyunculuktan" tamamen uzaklaşmaya ve salt bir anlatıcı olarak varolmaya çalıştım. Ya da ben öyle olduğunu zannettim çünkü neyi keskin sınırlarla ayırabiliriz ki? Aldığım eğitimlerde anladığım şey, anlatıcının oynamayacağı idi. Evet anlatıcı oynamıyordu ama başka türlü oynamıyordu. Masal anlatımlarını dinledikçe, izledikçe anlatıcıların farklı bir biçimde oynadıklarını gördüm. Bir çok durum, duygu, karakter, otantik kimlikleri ve anlatıcı kimlikleri arasında gidip geldiklerini. Tabi ben bunları kendimde sezemiyordum, bir çok kişi bana oyunculuk eğitiminin masal anlatımında çok işime yaramış olabileceğini söyledi ama ben dumanı üstünde bir masalcı olarak bunlara "hayır ben oyuncu kimliğimden sıyrılmaya çalışıyorum" dedim. Ne cahillik. Aslında bu durum o zamanlar işime yaradı, böylece kendimi yeni bir deneyime açmış oldum. Bildiğim, ezberden yaptığım bir çok şeyden sıyrılıp yeni bir öğrenme sürecine girdim. Deneyimlerimi eskiye dayandırmadan, en baştan. Hiç seyirci karşısına çıkmamış gibi. Aslında bir yandan da bu doğruydu çünkü hiç Sıla olarak seyirci karşısına çıkmamıştım. Aramızda rolden bir duvar vardı. Ama nereden bilecektim ki o rolden duvarın kalınlığı da geçirgenliği de sana bağlı. Böylece anlatıcılık deneyimim başladı ve seyirci, mekan, müzik, masal ilişkisi hakkında bir çok şey öğrendim. Çok farklı deneyimler yaşadım.
30 Aralık 2016 Cuma
Masal ve Hikaye Kitaplarım
Geçtiğimiz günlerde İnstagram'da Kumkurdu kitabından bir bölüm paylaşmıştım. O paylaşımımdan sonra bir kaç arkadaşım Asya Mavi'ye okuduğum kitapları ve kendi masal kitaplarımı merak ettiklerini söylediler. Ben de üşenmedim kitaplığımdan en sevdiklerimi topladım kucağıma yatağa yığdım. Şimdi de onları teker teker yazacağım. Kendi okuduğum masal kitaplarının büyük kısmını kütüphaneden temin ediyorum. Mitoloji ve masal kitapları oluyor onlar ancak iade ettiğim için isimlerini şimdi sizlerle paylaşamayacağım. Bu paylaştıklarım benim kitaplığımda olup da özellikle çok sevdiklerim. Sizin de sevdiğiniz masal kitapları varsa yorum kısmına eklerseniz çok sevinirim. Burada güzel bir paylaşım başlatmış oluruz. Hepimize keyifli okumalarla geçen güzel bir yıl olsun.
20 Kasım 2016 Pazar
Çocuklara Masal ve Asya Mavi'nin Öğüdü
Cumartesi sabahı, Asya Mavi sabaha karşı yanıma gelmiş. Günün ilk saatlerini birbirimize sarılıp uyuyarak karşılamışız. Uyandığımda kızım kafasını karnıma koymuştu, gözümü açar açmaz bana dedi ki "masal anlatıcısıyım demene gerek yok, çünkü insanlar masal dinlemeye gelmişlerse senin masal anlatıcısı olduğunu bilirler."
16 Kasım 2016 Çarşamba
Sınır Koymanın Dayanılmaz Hafifliği
Kendimizle aramıza koyduğumuz
duvarları aşarsak çevremizdeki kişilere karşı sınırlarımızı
daha belirgin çizmiş oluruz. Sınır koyma işini ilk düşündüğüm
zamanlar, kızım Asya Mavi'in doğumundan sonra başlıyor. Ben
sınır koymayı ve sınır koymanın iyi bir şey olduğunu anne
olduktan sonra öğrendim. Sonrasında da bir çok ilişkimde bunun
önemini deneyimledim. Bir gruba uzun süre ders vereceksem, onlarla
tanıştığım ilk zamanda beni ve davranışlarımı yokladıklarını
farkettim. Bu insan olarak hepimizin yaptığı bir şey. Merak
ediyorlardı, bu kadın neleri seviyor nelerden hoşlanmıyor. Ne
kadar ileri gidebilirim ve bence asıl merak edilen de tüm bunlar
olduktan sonra da beni sevecek mi?
21 Ekim 2016 Cuma
"Başka" Masal Gibi Kamp
Geçtiğimiz haftasonu Başka Rota ile Urla Demirciler Ada Mevkii'ne kamp yapmaya gittik. Dolunay gecesinde masal anlatmak benim için harika bir deneyimdi. Bu deneyimi de paylaşmak istedim. Yazıyı yazmadan önce fotoğrafları gözden geçireyim dedim ve ne kadar çok şey yaptığımızı farkettim. Sonra da ben bu kadar şeyi hiç bir ayrıntıyı kaçırmadan nasıl anlatacağım diye düşündüm. Bazı noktalarda kısa keseceğim, daha çok kendi deyimime odaklanmaya çalışacağım. Bu kampta harika kişilerle tanıştım hepsinin de ilginç hikayeleri vardı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Siyahlı Kadın, Deniz Kızı ve Sis
Masal anlatmak ve masal anlatıcılığı atölyesi düzenlemek için geçtiğimiz hafta Ankara’daydım. Ankara Devlet Tiyatrosu’nda Susan Hi...
-
Masal Anlatıcılığı Nedir? Masal anlatıcılığı kadim zamanlardan beridir süregelir ve dünyanın her yerinde karşımıza çıkar. Kültür...
-
Dün akşam müzik dinlerken, Mert Fırat'ın söylediği "Nilüfer" şarkısı çalmaya başladı. "Bir Varmış Bir Yokmuş" fil...
-
Kızım Asya Mavi'ye hamileyken, çocuk bakımıyla ilgili elime ne geçerse okuyor ne kadar blog varsa takip ediyordum...




